EN AR UY
5 Şubat Gulca Katliamı Basın açıklaması

 5 Şubat Gulca Katliamı Basın açıklaması

Değerli basın mensupları ve sivil toplum temsilcileri:        

Bugün burada, 5 Şubat 1997 tarihinde Doğu Türkistan'ın Gulca şehrinde yaşanan katliamın 27. yıl dönümü münasebetiyle bir araya geldik. Bu vehim katliam, Çin işgali sonucu gerçekleşmiş ve Çin’in işgalci vahşi tavrını göze alarak kısıtlı imkanlar çerçevesinde halkın adalet, demokrasi ve insan hakları talepleriyle başlayan barışçıl protestoların kanlı bir şekilde bastırılmasıyla sonuçlanmıştır.

          4 Şubat 1997 Gulca şehrindeki kadınların Ramazan’ın son günü ibadetlerini gerçekleştirmek istemesi üzerine yaşanan olaylarda onlarca kişi tutuklanmış, işkence görmüş ve hayatını kaybetmiştir. Bu duruma tepki olarak 5 Şubat günü başlayan barışçıl gösteri, Çin’in polis ve askerleri tarafından şiddetle bastırılmış, açılan ateş sonucunda yüzlerce kişi öldürülmüştür.  Uluslararası bağımsız kaynaklara göre, 4 ve 5 Şubat protestolarının ardından Gulca ‘da 4.000'e yakın, Doğu Türkistan genelinde ise 20.000 civarında masum insan tutuklandı. Hastanelerin yaralıları tedavi etmesi yasaklanarak onlarca kişi kan kaybı nedeniyle yaşamını yitirdi. Tutuklananlardan pek çoğu idam edildi. Uluslararası Af Örgütü, 200'den fazla Uygur'un göstermelik mahkemelerde idam cezasına çarptırıldığını ve 90 Uygur'un müebbet hapse mahkûm edildiğini bildirdi.

Gulca katliamının acısı, üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen hala taze hissedilmektedir. Bu acı olayın faili işgalci Çin'dir ve uluslararası ceza mahkemesinde yargılanana kadar acımız dinmeyecektir. 5 Şubat katliamı sadece bir örnek olup, işgalci Çin, o tarihten bu yana Doğu Türkistan'da bir dizi katliam gerçekleştirmiştir. İşgalci Çin, Doğu Türkistan'da Nazi uygulamalarını anımsatan toplama kampları kurarak 3 milyondan fazla insanı tutuklamış, beyin yıkama, fiziki işkence ve zorla çalıştırma gibi insanlık dışı uygulamalara tabi tutmuştur.

İşgalci Çin, Doğu Türkistan'da yürüttüğü soykırım politikalarının yanı sıra Doğu Türkistan halkına yönelik çeşitli fiziki işkenceler, organları çalma, tecavüz, hakaret, ırkçılık, hukuksuz tutuklamalar, dini inanç hürriyetlerinden mahrum bırakma, mal varlıklarına el koyma, zorla kürtaj ve kısırlaştırma gibi politikalar da uygulamaktadır. Ayrıca, Doğu Türkistanlı kanaat önderleri ve aydınlar Çin devleti tarafından tutuklanarak öldürülmüş; cami, türbe ve diğer tarihi alanlar tahrip edilmiştir. Çin, Doğu Türkistanlıları zorla çalıştırarak köle işçi olarak kullanmış ve "Kardeş Aile Projesi" adı altında aile kurumunun değerlerini ayaklar altına almıştır. Çocuk kampları inşa ederek çocukları ailelerinden ayırmış ve ebeveynlerin kendi çocuklarına Uygur dili, kültürü ve değerlerini öğretme hakkını ellerinden almıştır. Hatta, ebeveynleri öldürülen ya da kamplara kapatılan çocukları Çinlilere evlat olarak vermeyi devlet politikası olarak uygulamıştır.

Çin'in bu politikası sonucunda, 10’dan fazla ülkenin parlamentosu Çin’i Doğu Türkistan’da soykırım yapmakla suçlamıştır. Zorla çalıştırma, köle işçilik, dini ibadetlerin yasaklanması, keyfi tutuklamalar, kısırlaştırma, zorla kürtaj gibi uygulamalar, BM İnsan Hakları Konseyi’nin 2022 raporu ile tescillenmiş ve Çin’in bölgede açıkça insanlığa karşı suç işlediği beyan edilmiştir.

Çin rejimi, Doğu Türkistan'ı işgal ettiği günden beri bölgede sistematik sömürü politikalarını sürdürmekte ve yerel halk ile göçmen Çinliler arasında ayrım yapmaktadır. Bu politikalar, devlet kurumlarından eğitime, yönetimden günlük yaşama kadar açıkça hayatın her alanında gözlemlenmektedir. İşgalci Çin'in bu ayrımcı politikalarının somut bir örneği de 23 Ocak 2024 tarihinde Doğu Türkistan’ın Aksu ili Uçturfan ilçesinde meydana gelen 7,1 büyüklüğündeki depremde görülmektedir.

Afet ve yıkımın büyüklüğüne rağmen, işgalci Çin rejimi bölgeye kapsamlı bir yardım ekibi göndermeye tenezzül etmeyip sadece yüzlerce kişilik bir ekibi göndermiş ve arama kurtarma faaliyetlerine yeterince ilgi göstermemiştir. Ayrıca, depremde yaralanan ve ölenlerin sayısını ilk günlerde gizlemiş, ilerleyen günlerde sadece 3 kişinin öldüğü ve 5 kişinin yaralandığı bilgisini vermiştir. Ancak daha sonradan elde edilen bilgilere göre depremin merkez üssü olan Yamansu kasabasındaki bir yatılı okulun tamamen yıkıldığı, öğrencilerin yaralandığı ve 12 bin civarı kişinin yerinden edildiğine ulaşılmıştır.

23 Ocak'ta Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin Çin'in insan hakları durumunu 4. kez incelediği toplantıda, Doğu Türkistan'da devam eden sistematik soykırıma rağmen bazı ülkelerin Çin'in soykırım politikalarını övmesi ve yaşanan ihlallere göz yumması kesinlikle kabul edilemez. Çin, Doğu Türkistan davasının haklı mücadelesini zayıflatmak, soykırım suçuna dair sorgulamalardan kaçınmak için uluslararası toplumu ve politik aktörleri manipüle etmeye çalışmaktadır. Ayrıca, uluslararası kamuoyunda Doğu Türkistan’la ilgili bilgi kirliliği yaratmak için yoğun bir dezenformasyon faaliyeti yürütmektedir. Çin yanlısı yabancı gazeteciler, YouTuber'lar, Fenomenler ve bazı yabancı ülke diplomatları kullanarak soykırımı inkâr eden içerikler üretmekte ve sosyal medyada sahte gündemler yaratmaktadır. Aynı zamanda Çin, İsrail rejiminin Gazze'de uyguladığı soykırım ile Doğu Türkistan'ı karşılaştırarak, kendi politikasını başarılı göstermeye çalışmaktadır.  İşgalci Çin, bu tür manipülasyonları kullanarak Müslüman ülkeleri, Çin'in Doğu Türkistan halkına yönelik soykırımını inkâr etmeye teşvik etmektedir. Bu tür davranışlar, insanlık onuruna karşı alçakça bir tutumu temsil etmektedir. Bu ülkelerin, ekonomik ilişkilerini ve politik çıkarlarını gözeterek Çin devletinin resmi söylemini benimsemesi ve soykırım suçuna destek vermesi, yaşanan soykırıma ortak olmaktır.

Bütün Doğu Türkistan halkı ve örgütleri, bu ülkelerin Doğu Türkistan'da devam eden soykırıma karşı tutumlarını kınıyor ve insanlık onurunu, ortak değerleri korumaya çağırıyor. Bu tür alçakça davranışların reddedilmesi ve soykırımın durdurulması için uluslararası toplumu harekete geçmeye davet ediyoruz.

Çin Doğu Türkistan’da sanki soykırımı durdurmuş gibi davranarak, hiç suç işlememiş gibi farklı ülkelerin gözlemci heyetlerini davet etmekte ve turlar düzenlememektedir. bu turlara katılan herkes bölgede yaşanmakta olan soykırımı görmezden gelmektedir. Ancak hala toplama kamplarında tutuklamalar, usulsüz infazlar, zorla çalıştırmalar gibi insan hakları ihlalleri hala devam etmektedir. Aynı zamanda  Çin tüm devlet imkanlarıyla Doğu Türkistan'da  islamsızlaştırma ve Çinlileştirmeye yönelik hızlandırılmış asimilasyon politikalarını ısrarla sürdürmektedir. Çin bu vahşi soykırım suçlarını dünyaya normalleştirmeye ve kabul ettirmeye çalışmaktadır. Bu işgal ve onun sonucu olan soykırım hiçbir zaman normalleştirilmemeli ve kabullenmemelidir. Doğu Türkistan halkı olarak burada tekrar uyarıda bulunuyoruz.

Biz Uluslararası Doğu Türkistan STK’lar Birliği olarak:

BM, BM İnsan hakları konseyi ve BM soykırımı önleme sözleşmesine tabi ülkeleri Doğu Türkistan’daki soykırımı durdurmak için kurum ve sözleşme misyonlarının yerine getirmeye çağırıyoruz.

Ülkeleri Doğu Türkistan Soykırım, insan hakları ihlalleri ve zulme karşı net ve güçlü bir duruş sergilemeye, Çin'i cezalandırmaya ve Doğu Türkistan halkına destek olmaya çağırıyoruz.

İslam İş birliği Teşkilatı ve kendisinin Müslüman olarak iddia eden ülkeleri, İslam’ın ve Müslümanlığının emrettiklerinin yerine getirmeye, Müslüman kardeşlerinin yanında saf alamaya çağırıyoruz.

Soydaş ve dindaş Türk devletleri teşkilatı ve Türk Cumhuriyetlerini, Doğu Türkistan'da yaşanan durumu yasal ve ahlaki değerlere uygun bir şekilde ele almaya çağırıyor, Doğu Türkistan halkına karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri ve soykırımı durdurmak için Çin’e baskı yapması gerektiğini vurgulamaktadır.

Saygılarımla:

Hidayet Oğuzhan

Uluslararası Doğu Türkistan STK’lar Birliği Başkanı

04/02/2024

Bildiriler